12/07/2024

“Devrimci prensese selam olsun.”






Gün batımı,denizin üzerine altın bir örtü sererken, adanın huzurlu havası her zamanki gibi sakindi.Ancak, adanın en uzak köylerinden birinde halk bir değişimin eşiğindeydi.O köyde,herkesin dilinde tek bir isim vardı:Devrimci Prenses.

Bir gün,Prenses sessizce adanın sahil köylerinden birine geldi.Üzerinde sade bir elbise,yüzünde ise neşeli ama anlamlı bir gülümseme vardı.Duruşu, dünyaya meydan okurcasına bir cesaret taşıyordu. Adalı,Prenses’i görünce gözlerini kısıp dikkatle baktı.Prensesin etrafındaki aura,sanki devrimci bir rüzgârı peşinden sürüklüyordu.


Adalı:“Yabancı mısınız? Buralarda sizi görmeye alışık değilim.”

Devrimci Prenses:(Neşeyle gülümseyerek)

“Ben, buranın yabancısı değilim.Hem de içsel bir yabancı...Adaları,insanların ruhlarını değiştiren devrimlerin başlangıç noktaları olarak görmek istiyorum.”


Adalı:“Devrim mi?Bu küçük adada...Ne devrimi?”

Devrimci Prenses:(Bir adım ileri giderek, gözlerini Adalı'ya sabitleyerek)

“Bazen devrim, silahlarla değil, sadece bakış açısını değiştiren bir gülüşle başlar.Yüreğimizdeki cesaret, bizi değişime iten tek güçtür.Ve ben, bu adadaki insanlara, hayatlarını daha iyi, daha özgür bir şekilde yaşama hakkını hatırlatmak için geldim.

Adalı:“Peki, devrimcilik sadece büyük kalabalıklara mı hitap eder? Bir adalı olarak, hayatımda her şeyin yolunda olduğunu düşünüyorum.Sadece kendi huzurumuz yetiyor.Senin devrim dediğin nedir?


Devrimci Prenses:“Gerçek huzur, tüm halkın huzuru olduğunda anlam kazanır.Eğer bir kişi zincirlerinden kurtulamazsa, diğerleri de asla özgür olamaz. Burada,bu adada,insanlar birbirlerinden o kadar uzaklaştılar ki,birbirlerinin acılarına kayıtsız kaldılar. İşte,devrim dediğim şey budur:İnsanların birbirini anlaması,birbirine el uzatması,toprağın birleştirici gücünden yararlanması.”


Adalı:(Şüpheyle)“Bunları duyduğumda, kulağa büyük laflar gibi geliyor.Ama kimse buradaki düzeni sorgulamıyor.Kimse…kimse kalkıp isyan etmiyor.Bu küçük adada devrim neye yarar?”


Devrimci Prenses:(Sabırlı bir şekilde gülümseyerek)

“İsyan değil, farkındalık.İnsanlar bazen en küçük adımlarla bile büyük değişimlere yol açabilir. Belki buradaki insanlar sessizdir, ama kalpleri de devrimci bir güce sahip. Bir kişiden başlayarak, bir fırtına gibi yayılabilir. Sadece yüreğinde devrimci bir ruh taşıman yeterli.”

Adalı:“Seninle konuşmak, bana farklı bir bakış açısı sundu.Belki de gerçekten de küçük adımlar,büyük değişimlere yol açabilir.Ama bu adanın insanları o kadar suskun…Hala,halkı nasıl harekete geçireceksin?”


Devrimci Prenses, derin bir nefes aldı ve denizin kenarına doğru ilerledi.Gözleri,ufukta kaybolan gün batımına takılmıştı.


Devrimci Prenses:“İnsanlar bir devrime ihtiyaç duyduklarını hissettiklerinde, en sessiz köy bile çığlık atar.O zaman, bu adanın sessiz sakinleri de uyandığında,bir devrim başlar.”

Adalı:(Devrimci Prenses'e bakarak)

“Devrimci prensese selam olsun.”

Ve adalı,ilk kez devrimin sadece bir kelime değil,bir inanç olduğunu hissetti.

Şems Korhan 

3.Hayal 💙💚👸

Hikâye: Devrimci Prenses ve Adalı

11/28/2024

Akrostiş şiir 🏝️💙💚




Akrostiş şiir 

Yavaşça esen rüzgar, seni getirir bana...
Ezgilerle sarar mavi gökleri,akşam ışıkları...
Şehvetli bir melodi ile her şey anlam bulur...
İçimdeki sevda,begonviller gibi rengârenk bir aşk.
Leylaklar açar her adımda,bahar gelir.
Gözlerindeki yeşil, içimdeki huzuru söyler.
Öylesine derin,o bakışlarınla kaybolurum.
Zaman durur, seninle maviliklere dalarım.
Lal olmuş kuşlar bile şarkı söyler, senin için...
Üzüm bağlarında kaybolurum,seninle her şey bir öykü.
Kokunla yağmur yağar, içimdeki çiçek açar...
Işığında kaybolurum,ellerin yüreğimde,güneş batarken.
Zihnimdeki en güzel şarkı,senin adını hatırlatır...


Şems Korhan 🏝️💙💚

11/22/2024

O an, yağmurun hızı arttı, ama biz birbirimizin gözlerinde kaybolmuştuk.




 



Ben begonvilli balkondaydım, o ise bahçede, çiçeklerin arasında tek başına duruyordu. Hava yağmurlu ve griydi, sanki dünya sessizce soluyordu. Ellerini açıp, yağmurun yüzüne düşmesine izin veriyordu.Her damla ona bir naz gibi çarpıyor, onu sarhoş ediyordu. Gözleri kapalıydı, dudaklarında hafif bir gülümseme, hayallere dalmıştı. Ona hayran hayran bakarken, birden gözlerini yavaşça açtı. Gri gökyüzünün altında, sadece onun yemyeşil gözleri bir yıldız gibi parlıyordu.Bir an birbirimize bakakaldık.


"Beni izliyordun," dedi, Yeşil gözlü kız hafif bir gülümsemeyle.


"Evet,"dedim, sesim yavaşça titriyordu. "İzlemek için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Hem yağmurda, hem de senin gözlerinde..."


Bir adım daha attı ve yağmurun altında bana doğru yürüdü. ‘Bazen,’ dedi, ‘yağmurdan önceki gri gökyüzü gibi hissediyorum. Ama sonra... sonra gözlerimi açınca her şey değişiyor.’


Sözleri üzerine, sadece bir adım daha atabildim. "Ben de seni görmek için gözlerimi açtım,"dedim, sesimdeki duyguyu fark ederken.


O an, yağmurun hızı arttı, ama biz birbirimizin gözlerinde kaybolmuştuk.


Yeşil gözlü kız başını eğdi, gözlerinde tatlı bir melankoli vardı."Ama yine de korkuyorum... Korkuyorum, bir gün bu an kaybolur diye."


Adalı, gözleriyle ona derin bir bakış fırlatarak, "Kaybolmaz,dedi. Belki de kaybolduğumuzu düşündüğümüz anlarda, en çok birbirimizi bulacağız.Seninle her şey mümkün gibi hissediyorum. Yağmurda bile... Gri gökyüzünde bile, seninle renkler daha canlı."


Yeşil gözlü kız:Gözlerimde ne görüyorsun?

Adalı:Bir dünya var, ama sadece seni seçiyorum.


Şems Korhan 

Masal adası 🏝️💙💚

11/17/2024

Ada,artık sadece bir ada değildi. O, bizdik; Yeşil gözlü kız ve ben...

 



"Benim göz yaşlarım yetmedi, kalbimdeki ağırlıklar çok fazlaydı. Şimdi bulutlar benim için ağlıyor, gökyüzü her gün biraz daha hüzünlü, sanki içimdeki boşluğu hissediyorlar. Her damla, kaybolan umutlarımın yankısı gibi düşüyor; bir nehir gibi, sessizce akıp gidiyor. Gözlerim, artık ağlamaktan yorulmuşken, doğa kendi yasını tutuyor. Her rüzgarın esişi, bir feryat gibi kulaklarımda çınlıyor. Belki de bu, kaybolan benliğimin bir yansımasıdır; kaybolduğumda, geriye yalnızca gökyüzü kaldı.


Ve ben, her geçen gün biraz daha siliniyorum. Adım, sokaklardan kayıp bir hatıra gibi kayboluyor. Ama bulutlar, ne zaman ağlasa, içimde bir şeyler uyanıyor. Gözlerim, toprağa dokunduğunda, biraz daha yumuşuyor; belki de doğa, kaybolan parçalarımı toplayıp geri veriyor. Yavaşça, ama kararlı bir şekilde, her damla benimle bir şeyler bırakıyor; hüzünlerimi, kaybolan neşemi, geçmişi. Belki bir gün, o bulutlar beni de geri alır, kim bilir?


Bir gün, yeşil gözlü bir kız çıktı karşıma. Gözleri, denizin en derin yerinden, en sakin halinden fırlamış gibiydi. Onun bakışlarında kaybolduğumu fark ettim; o gözlerde hiç kaybolmayacak bir ada vardı, içi boş ama sonsuz bir ada, sanki beni içine çekmeye çalışıyordu. Ve ben, o adanın büyüsüne kapıldım. Ada, her şeyi unutturuyordu; ağlamayı, kaybolmayı, her şeyi. Ama yeşil gözlü kız, adasında yalnız değildi. O, içimdeki boşluğu da taşıyor, bulutların ağlamasını da. Gözlerindeki huzur, bir tür sessiz anlaşmaydı; o ada, belki de bulutların acısının bir yansımasıydı.


Ben kendimi adada, o yeşil gözlerde bulduğumda, her şey değişti. Bulutların ağırlığı hafifledi. Gözlerime baktığında, kalbim yavaşça atmaya başladı; her atışı, bir sevdanın ilk çığlığı gibiydi. Yeşil gözleri, adada denizin üstünde dans eden bir rüzgar gibi usulca, ama kararlı bir şekilde kalbime dokundu. “Burada ol,” dedi. Ve ben, bir kez daha kaybolmayı kabul ettim, ama bu kez kaybolmamın sebebi, ona adanmış bir yolculuk oldu. O ada, aslında ikimizin gizli dünyasıydı, ve o yeşil gözler, bana hem kaybolmanın hem de yeniden bulunmanın ne demek olduğunu öğretiyordu.


Birbirimize bakarken zaman duruyor, rüzgarın sesi susuyor gibiydi. Kuşlar, gökyüzünde özgürce süzüldü; her kanat çırpışı, sevdamızın bir notası gibiydi. Güneş, yavaşça batmaya başlamıştı, ama ondan önce tüm renklerini üstümüze serpti. Ada, o yeşil gözlerin ardında bir masal gibi uzanıyordu. Kelebekler, usulca yanımızdan geçerken, her kanat çırpışı, kalbimde bir çiçek gibi açıyordu. Çiçekler, adanın her köşesinde başlarını usulca eğmişti; lavantalar, papatyalar, ve o narin yaseminler… Hepsi bizim için açıyordu, sanki sevdamız doğayı da sarhoş etmişti. Güneşin batışıyla birleşen gökyüzü, tam o anda bizim için başka bir boyuta dönüşüyordu.


Yeşil gözlü kız, ellerini tutmaya başladığımda, adanın sakinliğine başka bir huzur ekledim. Birlikte, o anın içinde kaybolduk. O an, zamanın durduğu, kalbin yalnızca o anı hissettiği bir andı. Gözlerindeki parıltı, adanın üzerine düşen son güneş ışığı gibi nazlıydı. Birbirimize her baktığımızda, dünya etrafımızda yavaşça dönüyordu, ama biz yerimizde duruyor, birbirimizin içinde kayboluyorduk.


Kuşlar bir kez daha cıvıldadığında, o anı sonsuza dek saklamak istedim. Kelebekler, güneşin son ışıklarıyla birlikte, adada bir dans başlattılar. Her kanat çırpışı, içimdeki çiçekleri daha da açtırıyordu. Çiçekler, her biri kendi renginde, sevdanın ritmiyle titreşiyor; papatyalar beyaz, lavantalar mor, yaseminler ise solgun sarıya dönüyordu. Bu çiçeklerin kokusu, sevdamızın en güzel şarkısıydı. Ada, artık sadece bir ada değildi. O, bizdik; Yeşil gözlü kız ve ben. Sevdamız, zamanın bile ötesine geçmişti. Ve biz, her anı bir ömre bedel yaşadık."

Şems Korhan 

Masal adası 🏝️💙💚

11/16/2024

Yeşil gözlü kız ve Adalı arasındaki diyalog...







Adalı:Günler gözlerinde yüzyıl olur,

Zamanın ne anlamı var, seninle her an sonsuz.

Bir bakışınla çiçekler açar,

Bir gülüşünle dünya silinir, kaybolur.


Yeşil Gözlü Kız:Güneş, sensiz karanlığımı aydınlatmaya yetmiyor.

O kadar yalnızım ki, her ışık eksik kalıyor.

Bir adım daha atsam,

Belki seninle bulurum o kaybolan güneşi.


Adalı:Kurduğun evde yıllar kapkara ve kasvetli geçiyor.

Biliyorum, her gece içini karanlık sarar,

Ama ben varım,

Ve hep var olacağım, seni beklerim her sabah.


Yeşil Gözlü Kız:Yıllar gibi çiçek bahçemiz solmasın,

Rüzgarı, zamanı birlikte geçirelim.

Birlikte her mevsim yeniden doğalım,

Ve solgun yaprakları birlikte dökelim.


Adalı:Topluma ihtiyacım yok, havarilere de ihtiyacım yok.

Sadece sana ihtiyacım var,

Gözlerinin içinde kaybolan bir yol var,

O yolda seninle olmayı bekliyorum.


Yeşil Gözlü Kız:Benim de hayallerine ihtiyacım var.

Bir hayal kur, ben de seninle o rüyada olacağım.

Birlikte uçalım, birlikte kaybolalım,

Gözlerimizde denizler, kalbimizde sonsuzluk olsun.


Adalı:Hayallerimin içinde sen varsın.

Senin için 5 hayal kurdum,

Birincisi: Sonsuz bir denizde kaybolmak,

İkincisi: Masal adasında yaşamak,

Üçüncüsü: Birlikte geceyi gündüze çevirmek,

Dördüncüsü: Her anı, her saniyeyi seninle yaşamak,

Ve beşincisi: Birlikte ölümsüzleşmek...


Yeşil Gözlü Kız:Masal adasında,

Yıldızlardan yapalım evimizi,

Rüzgarı dost edinelim,

Ve denizin mavi huzurunda kaybolalım...


Adalı:O zaman, masallar gerçek olur.

Ve seninle her şey mümkündür.


Yeşil Gözlü Kız:Beni bir masal gibi sev,

Her kelimen bir öykü olsun,

Her dokunuşun bir şiir gibi…

Ve biz, yazılacak en güzel hikaye olalım.


Adalı:Seninle her an,

Bir masaldan öte,

Gerçekle harmanlanmış bir hayal olur.

Her adımda seni ararım,

Her nefeste seni bulurum.


Yeşil Gözlü Kız:Ve masal adasında,

Yalnızca biz kalırız,

Zamanın varlığına inanamayız,

Çünkü her şeyin ötesinde,

Sonsuzluğa inanırız…

Şems Korhan 

Masal adası 🏝️💙💚


“Devrimci prensese selam olsun.”

Gün batımı,denizin üzerine altın bir örtü sererken, adanın huzurlu havası her zamanki gibi sakindi.Ancak, adanın en uzak köylerinden birinde...